gör
Bolu
Abant Gölü
Abant Gölü, çam ve köknar ağaçlarının çevrelediği, 1350 metre yükseklikte bulunan bir heyelan set gölü. Birden fazla kaynak suyu ile beslenen gölü özel kılan faktörlerden biri, suların devamlı kar ve yağmur sularıyla beslenmesi.
Abant Gölü çevresi flora ve fauna bakımından çok zengin. Gölün kenarları çeşitli su bitkileriyle ve nilüferlerle dolu. Etrafında yükselen yamaçlarda ise Abant Çiğdemi (Crocus Abantensis) bulunur. Gölde bulunan ve Abant Alası da denilen kırmızı benekli alabalıklar Salmo Turutta Abanticus adıyla literatüre geçer. Göl çevresinde bulunan ormanlar ise kızıl geyikler için doğal bir yaşam alanıdır. Kısacası Abant Gölü, sessiz sakin atmosferiyle ziyaret edenlere yıl boyu huzur veren bir tabiat harikasıdır.
Yedi Göller Milli Parkı
Türkiye’nin en güzel doğa manzaralarından birine sahip olan Yedi Göller Milli Parkı, her sene yüzbinlerce kişi tarafından ziyaret edilir. Bolu’nun 42 km kuzeyinde yer alan milli park, çok sayıda bitki türünü içerir ve onlarca ağaç türüne sahip ormanların ev sahipliğini yapar.
Milli parktaki başlıca ağaç türleri olarak kayın, gürgen, meşe, kızılağaç, akçaağaç, karaağaç, titrek kavak, sarı ve kara çam, köknar, fındık, ıhlamur ve dişbudak ağaçları ağaçları örnek verilebilir.
Yedi Göller’de porsuk gibi nesli azalmakta olan bitki türleri de mevcut. Çadır kampları için de tercih edilen Yedi Göller, bin bir renge bürünen atmosferinin muhteşem görüntüler vermesi sebebiyle fotoğraf çekimleri için de kullanılır.
Milli park, kuzeyden güneye 1500 metre mesafede sıralanmış yedi gölden oluşur. Milli park içindeki Köyyeri mevkiinde Yeni Bizans Dönemi’ne ait kalıntılardan, eski dönemlerde bölgenin bir yerleşim yeri olduğu anlaşılır.
Doğanın tamamen içinde vakit geçirmek için kamp kurarak veya bungalovlarda konaklayarak Yedi Göller’de birkaç gününüzü değerlendirebilirsiniz.
Gölcük Tabiat Parkı
Bolu denildiğinde akla gelen ilk görüntülerden biri, göl kenarındaki Yalnız Ev görüntüsü olabilir. Bu Yalnız Ev, Gölcük Tabiat Parkı’nda yer alır, sessiz ve eşsiz yapısıyla doğa ile bütünleşen bir görüntü sunar. Gölcük Tabiat Parkı, ortalama 1217 metre yüksekliğinde, saf göknar ve göknar, kayın, gürgen ağaçları ile kaplı ormanlara, yürüyüş parkurlarına, manzara seyir teraslarına, piknik alanlarına sahip. Kendine has iklim özellikleriyle önemli bir dinlenme, piknik ve doğa sporları alanı.
Sülüklügöl Tabiat Parkı
Mudurnu ilçesinde yer alan Sülüklügöl Tabiat Parkı, içerdiği sulak saha ve orman ekosistemleri ve bu ekosistemlerde yaşayan bitki ve hayvan türü çeşitliliği ile eşsiz bir tabiat parçası. Göl, tektonik hareketler sonucunda çökmüş, ağaçların üst kesimleri ise su üzerinde kalarak ilginç peyzaj özelliği yaratmış.
Karaçam, sarıçam, göknar, kayın, saplı meşe, sapsız meşe, palamut meşesi, kavak, akkavak, gürgen, çınar, ıhlamur, akçaağaç, kızılağaç, yaban kirazı, dişbudak; tabiat parkındaki başlıca ağaç türlerini oluşturur. Sahada karaca, yaban domuzu, ayı, kurt, tilki, tavşan, atmaca, ağaç kurbağası gibi hayvanlar bulunur. Dingin ve sessiz bir atmosfere sahip olan Sülüklü Göl, yeşilin onlarca farklı tonunu da ziyaretçilerine sunar. Yürüyüş, kamp ve trekking için en ideal doğal rotalardan biri olarak ün yapmıştır.
Kartalkaya Kayak Merkezi
Kartalkaya, sahip olduğu modern kayak pistleri ve tesisleriyle son yıllarda popülerliğini oldukça arttırdı. Bolu’nun 38 km güneydoğusunda yer alan kayak merkezinde çam ormanları arasında kayak yapma fırsatı var. İstanbul’a ve Ankara’ya yakın olması, kayak merkezinin ulaşımını çok kolay bir hâle getiriyor. Kartalkaya Kayak Merkezi, 1500’den fazla yatak kapasitesi ile mükemmel bir kayak ve kış tatili yapma imkanıyla ziyaretçilerini bekliyor.
Bolu Müzesi
Bolu Müzesi 1981 yılında, Bolu çevresindeki eserlerin korunması ve misafirlere sunulması amacıyla kuruldu. Arkeolojik ve etnografik anlamında çok sayıda esere sahip müzede, yoğun olarak Bizans ve Osmanlı kültürlerine ilişkin eserler sergileniyor. Ayrıca Eski Tunç Çağı’ndan Neolitik Dönem’e kadar çeşitli dönemlere ilişkin eserler de müze içerisinde yer alıyor.
Seben Kaya Evleri
Seben Kaya Evleri, Seben ilçesinde, birbirine yakın aralıklarla kayalara oyularak yapılmış çok sayıda evden oluşuyor. Bu evler 4-5 katlı kaya evleri şeklinde ve her kat birbirine baca merdivenlerle bağlı.
Kaya evlerinden oluşan yerleşim yerinde, kırmızı boyalı haç işaretlerine rastlanmış. Taş evlerin odalarının duvarlarında haç ve haçın üstünde yer alan Latince yazıtlar ve odaların duvarlarında küçük nişler bulunuyor.
Bu durum, Seben Kaya Evleri’nin Erken Hristiyanlık Dönemi’nden Orta Bizans Dönemi’ne kadar kullanılmış olabileceğini gösteriyor.
Akkaya Travertenleri
Bolu merkeze 10 kilometre uzakta konumlanan Akkaya Travertenleri, 20 derecenin üzerinde bir sıcaklıkla yer altından çıkan suların oluşturduğu bir doğal oluşum. Yer altından çıkan sular, kalsiyum bakımından oldukça zengin. Sular, kaynağından doğal maden suyu olarak çıkıyor ve oldukça yumuşak bir içime sahip. Travertenler ayrıca yeşil çevresi ile bütünleşerek mükemmel bir manzara yaratıyor. Suların çıkmasıyla doğal şekilde oluşan havuzda yüzme imkanı da var. Ayrıca çeşmeden akan doğal maden suyunu içebilirsiniz. Yemyeşil bir ormanın içerisinde yer alan travertenler, buz mavisi ve beyaz renkleriyle adeta birer tabloyu anımsatıyor.
Göynük
Kentsel sit alanı ilan edilen ve tarihi, kültürel ve doğal güzelliklerini Osmanlı’dan günümüze dek koruyup Sakin Şehir (Cittaslow) unvanı alan Göynük’te geleneksel değerler aslına uygun olarak halen yaşatılıyor. Göynük, yüksek tepeler arasında, akarsuların geçtiği vadilerde, karşılıklı yamaçların tabanına ve eteklerine kurulmuş tipik bir Osmanlı kasabası. Konumundan dolayı Anadolu ile İstanbul arasında bir geçiş sahası oluşturması ve ayrıca 14. yüzyılda yapılan safran ticareti, Göynük’ün ekonomik açıdan da gelişmesine sebep olmuş. Kentin mimari dokusu da günümüze kadar bozulmadan ulaşmış.
Anadolu’daki Türk yaşayışının, yerleşme kültürünün önemli örneklerini Göynük'te görebilirsiniz. 20. yüzyıl başlarına ait geleneksel Türk sivil mimarisini yansıtan bu evlerin çatıları genellikle kırma çatı türünde, üzerleri yerli kiremitlerle örtülü. Bazı evlerin oturma odalarında çeşitli motiflerle süslenmiş tavanlar var. Evler, genellikle, zemin katlı bir veya iki katlı olarak inşa edilmiş ve içten merdivenli. Evlerin önünde genellikle hayat adı verilen avlular da yer almakta.
Mudurnu
Mudurnu, Ahilik geleneğinin yüzyıllardır kesintisiz biçimde yaşatıldığı, köklü tarihini günümüze taşıyan özgün bir Anadolu kentidir. Kentsel sit alanı ve Cittaslow ilan edilen ilçe, Osmanlı sivil mimarisinin seçkin örneklerini yansıtan onlarca eski Türk eviyle dikkat çeker. Göynük evleriyle benzerlik gösteren bu yapılar, Mudurnu’nun tarihsel dokusunu ve geleneksel yaşam kültürünü gözler önüne serer.
Ahilik kültürünün yaşayan merkezlerinden biri olan Mudurnu’da her cuma günü Esnaf Duası ve Ekmek Atımı ritüeli gerçekleştirilir. Bu kadim gelenek, Ahiliğin yalnızca geçmişte kalmış bir yapı değil, bugün de sürdürülen bir yaşam biçimi olduğunu gösterir. Manevi değerleri üretim ve emekle birleştiren Ahilik anlayışı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde toplumsal denge ve dayanışmanın temel unsurlarından biri olmuştur.
Ahilik mirasının hem somut mimari dokuyla hem de yaşayan geleneklerle varlığını sürdürdüğü Mudurnu, bu özgün kültürel birikimiyle UNESCO Geçici Dünya Miras Listesi’ne adaydır. Kent, korunmuş tarihî dokusu ve güçlü kültürel sürekliliği sayesinde Ahiliğin Anadolu’daki en canlı ve en uzun soluklu tanıklarından biri olmayı sürdürmektedir.
Yıldırım Bayezit Camii
Mudurnu ilçe merkezinde bulunan cami; medrese ve hamamdan oluşan bir külliye içerisinde yer almaktadır. Caminin güneyinde bulunan aynı adlı hamamın kitabesine göre 1382 yılına tarihlenen cami, Şehzade Bayezit (Yıldırım) tarafından yaptırılmıştır. Cami, kareye yakın dikdörtgen şeklinde bir ana mekan ve üç bölümlü son cemaat yerinden oluşmaktadır. Ana mekanı 19,43 m çapında yüksek kasnaklı bir kubbe örtmektedir. Caminin kuzeybatısında, kesme taş kare kaideli, silindirik gövdeli tuğla minaresi yer almaktadır. Moloz taşla inşa edilen cami duvarları, kubbe ağırlığını karşılamak üzere kalın ve alçak tutulmuştur Cami, geniş kubbesi ve planıyla ilk devir Osmanlı mimarisinin önemli bir eseridir.
Gazi Süleyman Paşa Camii
Gazi Süleymanpaşa Camiisi 1331-1335 tarihleri arasında Orhan Gazinin oğlu Gazi Süleyman Paşa tarafından tek şerefeli tek minareli ve tek ahşap kubbeli olarak inşa edilmiştir. 1948-1960 yıllarında restore edilen caminin en büyük özelliği yöredeki ilk Osmanlı eserleri arasında en sağlamlarından biridir.
Akşemseddin Türbesi
Bolu İli, Göynük İlçesi, Cuma Mahallesi, Gazi Süleyman Paşa Camii’nin avlusunda yer almaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in hocası, İstanbul’un manevi Fatihi ve büyük ilim adamı Akşemseddin, 1459 tarihinde vefat ettikten sonra 1464 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından türbesi inşa ettirilmiştir. Türbe içersinde Akşemseddin ve oğullarının sandukaları bulunmaktadır. Akşemseddin'in sandukası ceviz üzerine kabartma yazı ile süslü olan sanduka Osmanlı ağaç işçiliğinin güzel bir örneğidir.
Taşhan
Yan yana iki ayrı girişi olan yapıdadır. Aşağı Taşhan: Yıldırım Bâyezid Camisinin batısında yer almaktadır. 1750 yılında eşraftan Emin Ağa tarafından yaptırılmıştır. Yukarı Taşhan: Aşağı Taşhan'ın kuzeyinde yer almaktadır. Kitabesine göre; 1804 )yılında Serbevvab Hacı Abdullah Ağa tarafından yaptırılmıştır. Açık avlu etrafında, iki katlı revaklı odalardan oluşmaktadır.






